Geleneksel Türk Okçuluğu

0
2081

Okçuluğun geçmişi ilk insan ve peygamber Hz. Ademe kadar dayanır.Dini kaynaklara göre ok ve yayı ilk kullanan insan Hz. Adem’dir. Ok ve yay cennetten çıkarılıp melekler aracılığıyla Hz. Adem’e gönderilmiş; nasıl kullanılacağı da öğretilmiştir.

Türk milletinin okçuluk ile bağı ise tarih öncesi çağlara kadar uzanıyor.Türkler ok ve yayı ustalıkla kullanmış; orta Asya bozkırlarında ok ve yayı atların üstünde kullanarak atlı okçuluğu geliştirmişlerdir. Tarihteki Türk atlı okçuları, dört nala giderken eyer üstünde dönüp arkaya ok atarak hedefe tam isabet ettirme ustalıklarıyla tanınmışlardır. Uluslararası literatürde “Part Atışı” olarak isimlendirilen at üzerinde geriye doğru yapılan ok atışının en başarılı ve en ünlü uygulayıcıları Türkler olmuşlardır. Türk destanlarından Oğuz Kağan Destanı’nda ok ve yay, sembolik anlamlarla yer almaktadır.Okçuluk Türk kültürünün birkaç asır öncesine kadar önemli bir parçası olmuşturmuştur.
Türklerin İslamiyet’i benimsemesiyle okçuluk kültürümüzde daha fazla önem kazanmış, ayrıca dini bir bir sembol oluşturmuştur.Okçuluk kutsal amaçlarlabütünleşmiştir.Bunun sebebi ise İslamın ve peygamberi olan Hz. Muhammed (s.a.v) efendimizin okçuluğa verdiği önemdir.Sadece okçuluk ile ilgili 40 üzerinde hadis olduğu bilinmektedir.Bu hadislerden bazıları :
“Atıcılık öğrenin, zira iki hedef arası, cennet bahçelerinden bir bahçedir.”
“Hiçbir silah, hayırda onu geçememiştir.” ,
“Atış eğlence değildir, atış eğlendiğiniz şeylerin en hayırlısıdır.”,
“Melâike sizin hiçbir eğlencenizde bulunmaz, atış ve at koşusu hariç.”
Peygamber efendimizin buradaki hadislerde atıcılıktan kastı ok atıcılığıdır.Ayrıca Hz. Peygamber, şöyle buyurmuştur:
“Çocuklarınıza ok atmayı, ata binmeyi ve yüzmeyi öğretiniz,” (Tayalisi, Sünen, 2096).

Osmanlı Devleti ile beraber Türk okçuluğu altın çağını yaşamışve son şeklini almıştır.Türk okçuluğu 15 bin yıllık bilgi ve deneyimi arkasına alarak Osmanlı döneminde tartışma kabul etmeksizin dünyadaki en iyi ok ve yay teknolojisine ulaşmıştır.Osmanlı yayları dönemin en karmaşık yapısına sahip yaylarıydı.Sadece bir yayın yapımı yıllarca sürebiliyordu.Osmanlı bu yaylar sayesinde savaşlarda cok büyük üstünlükler elde edip düşmanı alt edebiliyordu.Osmanlı yaylarının diğer yaylara göre atış menzilinin daha fazla olması ve boyutu itibari ile at üstünde kullanmaya müsait oluşu en büyük avantajlarıydı.
Osmanlı döneminde Türkler dünyanın en iyi yaylarını ve oklarını yapmanın yanında cihana nam salmış kemankeşlerde yetiştiriyordu.Bukıymetlı ustalardan en çok bilineni Tozkoparan İskenderdir.Günümüzde ise Türk Okçuluğu küllerinden yeniden doğma çabasında.Türk okçuluğun 20. Yüzyılın başlarında etkisi giderek azalmış,son bilinen ok ve yay ustalarımız vefat etmiş yerine yenileri yetişmemiş, ok atan yay kuran kalmamış, koca bir miras yitip gitmiş.Dünyada okçuluk kültüre en fazla sahip çıkması gerekenler neredeyse 100 yıl boyunca Türk okçuluğundan ve okçuluğun faziletlerinden uzak kalmış.Fakat bunca zaman geçmesine rağmen Türk okçuluğu yeniden hayat buluyor.Yeni yay ustaları ve kemankeşler kendilerini yetiştiriyor.Okçuluk vakıfları ve dernekler kuruluyor.

Bize düşen ise bu kültürü yaşatmak ve her daim canlı tutmak…

Yazan: Oğuzhan Karabatak